Napolyon ne demiş? Para para para! Şimdi ise data data data!
Sosyal ağlar kitle ve markalar için büyük bir reklam ve iletişim ağı haline gelmesi ile birlikte big data’nın var oluşu bazılarının avuçlarını kaşındırıyor.
Bunun için de sosyal ağların geleceğinde en büyük rol oynayanından bahsedeceğim: Facebook
2011 yılında hayatımıza giren Facebook, zamanla kendini ve yöntemlerini geliştirerek Dünyada ve Türkiye’de oldukça popüler ve işlevsel bir yoğun medya platformu haline geldi. Kimi bu ağda yer buldu, kendini uçurdu. Kimisi ise inanmayıp bu toprakları terk etti.
Türkiye’nin toplam nüfusu 80 milyon 694 bin 485. Nüfusun %72′sini şehirde, %28′i de kırsal bölgede yaşıyor. Nüfusumuzun 36 milyona yakını internet kullanıcısı, bir o kadar da Facebook kullanıcımız var.
Masaüstü veya dizüstü bilgisayarlı Türk internet kullanıcıları zamanlarının 4 saat 51 dakikalarını online geçiriyor. Bu rakam mobilde 1 saat 53 dakika.
Toplam nüfusun %44′ü sosyal medya kullanıyor. Her gün sosyal medyada ortalama 2 saat 32 dakika harcıyoruz. Ayrıca Facebook’un 1,5 milyardan fazla aktif reklamvereni var.
Bu rakamların yükselişi internet ve sosyal medyayı ne kadar çok sevdiğimizin ve kullandığımızın bir gerçeği. Ama bu durum beraberinde bir çok akımıda doğurdu. Örneğin herşeyin bir ayağını dijitale yayma, Y kuşağı ve Big Data gibi kavramlar önem kazanmaya başladı.
 big-data
Ben buradaki ‘Big Data’ konusunu işlemek istiyorum.
Biliyorum ‘Big data’ hakkında çok şey yazıldı ve çizildi. Ama işe bir de Facebook’un bu topraklarda ektiği data tohumlarını nasıl yeşertmeye çalıştığını markalar üzerinden ele almak istedim.
Bu kadar yoğun bir kitlenin var olduğu bir platformda data’yı koruyup işlemek ve bunu yönetmek gerekiyor değil mi?
Yöntem şu:
Markalar artık CRM alanında Facebook’u kullanarak 2015 yılında yüzbinlerce datayı yönetmek ve bunu spesifik hedef kitleleri seçerek aktif bir şekilde kullanıcıları promosyona maruz bırakmak istiyor. Bunun içinde datayı Facebook ile paylaşmak ve bunu üçüncü iştiraklere ileterek nokta atış yapmaya çalışılıyor.
Örneğin X markası kendi ürünleri için Y perakende sektörünün lider markası ile anlaşıp ellerinde olan datayı birbirleri ile örtüştürüyorlar. Sonrasında Ayşe ya da Mehmet bey hangi Y marketi şubesinden, saat kaçta, haftada hangi sıklıkta bizim ürünümüzü almış? ya da bizim ürünümüzün yerine hangi markayı tercih etmiş? dahilinde birçok analiz ortaya çıkartılabiliyor. Hatta bunu Facebook’ta kullanıp, kullanıcıların Facebook ID numaraları ile örtüştürüp o kişilere özel reklam ve promosyonlar çıkılabiliyor. Tabi bunun yanında SMS gönderimleri ve stand aktiviteleri de boy gösteriyor.
Öte yandan sırf data toplamak için Facebook yarışmaları ve aplikasyonları yapan marka ve kurumlar da yok değil. Data toplamak uğruna sosyal ağlarda herşey yapılıyor. Bu karşımıza çıkan bir form, anket, Facebook ile bağlan, Twitter ile bağlan şeklindeki çeşitleri ile yer alıyor. Sonrasında ise tüketiciyi eğlendir, yarıştır, fırsat, çekiliş sun ve birşeyler kazandır ki alınan datasından haberi olmasın. Sosyal medyada hemen hemen her gün yapılan Twitter yarışmaları, Facebook çekiliş, kampanya gibi herşeye katılan adları ‘kampanyacılar’ olarak nitelendirilen bu kesim kendini bu furyaya çoktan kaptırmış durumda.
A smartphone user shows the Facebook application on his phone in Zenica, in this photo illustration
Facebook her ne kadar algoritmasını değiştirerek kişiye özel haberlerin, paylaşımların çıkacağını duyursada asıl krtik nokta bu data’nın markalar tarafından nasıl kullanıp işleyeceği yasası. Şu an birçok büyük kuruluşların elinde milyonlarca CRM datası var. Bunlar ne şekilde alınıp satılıp kullanıldığı sahnenin arka tarafında yer alıyor.
Facebook reklamları satış, bilinirlik ve farkındalık için etki etsede aktif satış için spesifik kitleye ulaşmak gerekiyor. Bunun içinde yukarıda da bahsettiğim gibi markalar için bir sürü projeler yapılıyor. Bu projeleri duyurmak için de haliyle Facebook reklamları da kullanılıyor. Bilinirlik, farkındalık sağlanılıyor ve data toplanmaya başlıyor. Sayfayı beğen, formu doldur çekilişe katıl, skoru yap formu doldur çekilişe katıl, test sürüşü için formu doldur, formu doldur formda kal, Facebook ile bağlan, telepati yöntemi ile bağlan…
Bu furya sürüp gidiyor…
İşin özü: Data’yı nerden elde ederseniz edin kitlenin yer aldığı ortamdan her marka nasibi almak istiyor. Bunun için de marka ve kurumlar yoğun olarak kullanılan sosyal medya ağlarından bu datayı elde etmek istiyorlar. Bunun için yarışmalar, aplikasyonlar, oyunlar, formlar vs. çıkartıp kullanıcıyı çekmek istiyorlar. Tam anlamıyla bir CRM havuzu oluşturulmak isteniyor. Bu havuzda yıllık olarak datalar toplanıyor ve analiz ediliyor. Sonrasında 3.parti iştirakler ile proje kapsamında izlenecek yollar belirleniyor. Türkiye’de bu tür projeleri ciddi anlamda yapan birkaç marka ve kuruluş mevcut. 2015 yılında da bu oluşum daha da çoğalıp genişleyecek.
Ayrıca big data’nın var oluşu 2015 yılında kişiye özel pazarlama metodunu da ön plana çıkartacak. X kişiye özel kampanya ve projeler, Y kişiye özel etkinlikler, Z kişiye özel Sms’ler ve bildirimler.
2015 yılında big data’nın işleyişi ile kişiye özel pazarlama metodlarını da görmeye ve nüfus edişine tanık olacağız. Aslında Big data evrimleşerek ‘Smart Data’ kavramını da almaya başlıyor diyebiliriz. Bu yoğun data çöplüğünde akıllı verilere ulaşmak gerekiyor ve bunları doğru işlemek.
 Özetle 2015 yılı; datayı yakalayıp, doğru işleyip ve bunu en iyi şekilde yönetip kullananların yılı olacak.
Kaynak: Facebook newsroom, US Census Bureau, InternetWorldStats, Global WebIndex, Wearesocial, International Telecommunication Union, Etonpreneurs global digital statistics 2014

 

 

Bir önceki yazım olan Teknoloji dünyasında gündemi belirleyen 10 haber başlıklı makalem advertising, blog ve digital hakkında bilgiler verilmektedir.