Sosyal medya engin denizinde kendi kahramanlarını, fenomenlerini, dili ve trendleriyle kendi dünyasını yaratıyor. Peki, pazarlama bu denklemin neresinde?

Kitle kaynaklı, internet ansiklopedisi Wikipedia sosyal medya pazarlamasını, ürün ve hizmetlerle ilgili olup sosyal medya kullanıcılarının dikkatini çekecek ve sosyal ağlarda paylaşmaya değer bulacakları nitelikte içerikleri merkezine alan bir pazarlama yöntemi olarak tanımlıyor.

Geleneksel pazarlamanın stratejik ağırlığını sürdürdüğünü düşünen şirketlet pazarlama programlarında sosyal medya faaliyetlerine yeteri kadar pay ayırmasalar da, yapılan çalışmalar günün farklı saatlerinde farklı araçlar/ekranlar üzerinden sosyal medyayay bağlanan tüketicilerin sayısının giderek arttırdığını gösteriyor. Peki, küçücük telefonlarına bakarken dahi dikkati dağılan tüketicileri ürününüz ya da hizmetinizi almaya nasıl ikna edebilirsiniz?

Ya da hangi cihazı hangi amaçla ve ne kadar süreyle kullandıklarını belirleyip pazarlama stratejilerinizi bu sonuçlara göre nasıl şekillendirebilirsiniz? Google’ın Nielsen’la birlikte yaptığı bir araştırmaya göre Amerika’daki tüketiciler evde, işte ya da yolda farklı akıllı cihazlarla internet aramaları yapıyorlar ve aramalar işletmeler açısından oldukça verimli sonuçlar doğuruyor. Her dört aramadan üçünü, alışverişe yönelik ikinci bir eylem takip ediyor. Hatta mağaza içindeyken dahi akıllı telefonlarının sağladığı sınırsız imkanlardan faydanlanmaya devam ediyorlar. Öyle ki mağaza içinde gezinen akıllı telefon sahiplerinin yüzde 84’ü alışverişleri süresince telefonlarından araştırma yapmaya devam ediyor. Alışveriş deneyimi artık yalnızca bir ürünün alınmasından ibaret değil; ürünün araştılması fiyatının karşılaştırılması, hakkında yorumların okunması, arkadaşlara danışılması ve ürün deneyiminin paylaşılması da bu uzun sürecin doğal basamakları haline geldi. Aynı şekilde Türkiye’deki yeni nesil tüketiciler de bu sürecin tamamının ya da bazı basamakalrını akıllı cihazlarıyla yaşıyor ve bir ekran üzerinden devam edebilmek istiyorlar. Akıllı cihzlar veya kısaca ekranlar üzerinde süren bu serüvenin pusulasının sosyal medya olduğunun altını bir kere daha çizmekte fayda var. Markalar, sosyal medyanın kendi kendine yarattığı dilden ve fenomenlerden beslenerek tüketici tercihleri ya da beklentileri konusunda hem fikir edinebilir hem de bu tercihlere yön vermeyi başarabilirler.

Anca burada çok ciddi ve kapsamlı bir büyük veri analizinin kullanılması gerektiği aşikar. Sosyal medya bireysel, keyfi ve kısıtlanmamış içerik için çok uygun bir zemin oluşturuyor. Bu kaynaktan elde edilen verilerse tüketicinin davranışlarını etkileyen ‘yapılandırılmamış veri’ sınıfına giriyor. Bu da, en az yapılandırmış veri, yani kişilerin önceden belirlenmiş bir takım soruları cevaplayarak oluşturduğu veriler ya da CRM sistemlerine kayıtlı veriler kadar önemli. Zira yapılandırılmış veriler kimi zaman yeterince içgörü sağlayamıyor ve sosyal medyada özgürce ifade edilenlerin içinden dikkatle seçilenler ve anlamlandırılanlar gibi destek bir güce ihtiyaç duyuyor.

perfect-sosyal-meyda

 

Microsoft Evolution Marketing Planining araştırma indeksine göre ABD’de ortalama bir şirket, pazarlama bütçesinin yüzde 26’sını içerik pazarlamasına ayırıyor.

Müşteriyle etkileşim için en iyi kanallar:

  • Online reklamlar
  • Facebook
  • Etkinlikler
  • E-posta
  • Twitter

(Korn/Ferry 2013)

Marketing Profs’un araştırmasına göre, şirketlerin yüzde 79’u sosyal medyayı kullanıyor. Facebook’un 18-34 yaş kullanıcılara erişimi, TV kanallarından yüzde 15 daha yüksek.

25-34 yaş aralığında, bu fark yüzde 4’e iniyor. Bu kullanıcılara gündüzleri ya sadece Facebook kullanıyor ya da sadece TV izliyor. Akşamsa her ikisini aynı anda yapma eğilimleri artıyor.

 

Reklam videosunun süresi kısaldıkça, sonuna kadar izlenme oranı artıyor. 15 saniyelik videoların sonuna kadar izleme oranı %76,30 saniyelik videoların sonuna kadar izleme oranı %65 iken 30 saniyeden uzun videoların sonuna kadar izleme oranı ise %40

 

Geçtiğimiz 3 yıl içinde, geleneksel pazarlama bütçelerinin en az yüzde 30’unu dijital medyaya kaydırdı. (Duke University, 2012).

Ayrıca Facebook ve Linkedin gibi sosyal ağlar, genel sosyal medya bütçelerinin yüzde 52’sine denk geliyor. Ardından %17 oranı ile mikrobloglar takip ediyor. (IDC, 2012).

Bu veriler ışığında marka ve kurumlar için sosyal medyayı eşsiz bir fırsat platformu olarak görebiliriz.

Tüketicinin ağızdan ağıza iletişimi geleneksel anlamda yaptığı gibi sosyal medya da yayılım oranı bu noktada büyük katkı sağladığı bir gerçek. Artık tüketiciye seslenen markalar değil, tüketicinin seslendirdiği markalar hayat buluyor.

 

Bu yazı Sosyal Medya Kulübü dergisi Ekim ayı sayısında yayınlanmıştır.

Ekran Resmi 2014-10-01 15.40.13

 

 

 

Bir önceki yazım olan Milenyum kuşağının satın alma alışkanlıkları başlıklı makalem fluxgeneration, generation ve generationz hakkında bilgiler verilmektedir.