2008’deki küresel ekonomik krizle yükselişe geçen paylaşım ekonomisi artık bir gerçekliğe dönüştü ve bu yükselişini de devam ettirecek gibi.

‘Paylaşan insan’ anlamına gelen ‘homo collaboran’ aslında paylaşım ekonomisindeki yükselişi temsil ediyor. Bu yükselişin ardındaki önemli nedenleri kısaca şöyle ele alabiliriz.

2008’de patlak veren küresel ekonomik kriz, artan işsizlik oranları ve yeni neslin aşırı borç yüküyle yaşıyor olması. Tabii, bu karamsar tablo bazıları için yeni fırsatlar anlamına da geliyor.

Örneğin, evlerde kullanılmayan oda ve eşyalar, uzun yolculuklar için benzin masraflarının paylaşılması ve çalışmak için ortak ofislerde bir araya gelinmesi gibi çözümleri paylaşım ekonomisini tetikleyen unsurlar olarak nitelemek mümkün.

Öte yandan internetin küresel kullanımının artması, sosyal ağlardaki yükseliş, ödeme sistemlerindeki görülen evrim ve mobil cihazlardaki platform çeşitliliği de paylaşım ekonomisinin teknolojik yönünü açıklamaya yetiyor.

Altimeter Group’un ‘Paylaşım Ekonomisi’ başlıklı araştırmasına göre 2013 sonu itibariyle dünyada 200’den fazla paylaşım ekonomisine yönelik start up bulunuyor. Bu start up’ların yüzde 37’si girişim sermayesi yatırımı aldı ve ortalama yatırım tutarı 29 milyon dolar oldu.

Öte yandan, bu start up’lar geniş bir yatırımcı ilgisi çekiyor. Zira, 200 start up’ın aldığı yatırımlar 2 milyar doları geçti. Paylaşım ekonomisinde yer alan start up’ların paylaşım türleri ele alındığında ise yüzde 63’ünün bireysel paylaşıma yönelik olduğu görülüyor. Yani, Airbnb, BlaBlaCar ve 99Dresses gibi girişimler burada örnek olarak gösterilebilir.

Girişimlerin yüzde 35’i de kurumsal/marka bazlı paylaşım start up’larından oluşuyor. BMW Drive Now veya ortak çalışma ofisleri gibi alanları kapsayan start up’lar ilk akla gelen örnekler oluyor. Paylaşım ekonomisi girişimlerin ödeme türleri şu şekilde sıralanıyor:

Tek seferlik ödeme – yüzde 67

Üyelik – yüzde 21

Ücretsiz – yüzde 10

Takas – yüzde 6

Bu girişimler sosyal medyada da aktif ve yüzde 73’ünün sosyal medya profili veya sosyal itibar sistemleri mevcut. Ayrıca girişimlerin yüzde 53’ü Facebook Connect üzerinden bağlantıya izin veriyor.

Paylaşım ekonomisin önündeki zorlukların başında devlet yetkilileri mevcut mevzuatlara aykırı olduğunu düşünerek karşı çıkması yer alıyor. Diğer zorluklar arasında kişilerarası güven eksikliği, endüstriler çapında itibar ve veri sistemlerinin bulunmaması ve piyasa lideri oyuncuların bu girişimleri kendi işlerine tehdit olarak görmesi şeklinde sıralanıyor.

Paylaşım ekonomisinin faydalarına gelince:

  • Paylaşım ekonomisiyle tasarruf etmek mümkün
  • Paylaşım ekonomisini bireylere çevrenin temiz tutulması fırsatı sunar
  • Paylaşım ekonomisini kullanıcıları esnekliğe ve pratik olmaya teşvik eder
  • Paylaşım ekonomisiyle yeni ürün ve hizmetleri denemek kolaylaşır
  • Paylaşım ekonomisiyle insanlar kendilerini daha sorumlu hisseder

Paylaşım ekonomisinin faydaları çok. Ünlü markalarda hep diyor: ‘Hayat paylaşınca güzel’, ‘Paylaştıkça artan tat’.

Paylaşım ekonomisi ile birlikte artık sahip olmak değil, erişebilmek önemli bir konu haline geliyor. Homo collaboran dediğimiz tanım erişebilmenin artık zaruri ihtiyaç anlamına geleceğini vurguluyor. Örneğin, X kişi Y marka arabaya sahip olmasa bile erişiyor olup o arabayı 2 günlüğüne kiralaması ona yetiyor olacak. Sistem bu şekilde ilerliyor ve bu sistemi de benimseyen kitle gün geçtikçe çoğalıyor.

Sihirli kelime şu: Sahip olmak değil, erişebilmek.

Ne dersiniz ileride hepimiz homo collaboran olur muyuz?

Bu yazı Turkcell Blog‘ta yayınlanmıştır. 

 

Bir önceki yazım olan Mobilim, mobilsin, mobiliz! başlıklı makalem advertising, facebook ve google hakkında bilgiler verilmektedir.