İnsanlık aleminin yüzyıllardır kutladığı ve büyük coşku pazarlaması ile markalarında dahil olduğu bu furyada 14 Şubat Sevgililer Günü kim veya kimler tarafından icad edildiğini hiç merak ettiniz mi? Ben merak ettim ve yazdım.

Milattan sonra ilk yüzyıllardan beri her yıl şubat ayının on dördünde kutlanan Sevgililer Günü’nün başlangıcı ile ilgili o günden günümüze kadar gelmiş çeşitli efsane ve hikayeler var. Konu ile ilgili bir çok hikaye mevcut. Bunlardan iki tanesini paylaşacağım. Ne de olsa hikaye sanatı, iletişim dünyasının var olan bir döngüsü. Ayrıca bu hikayelerin sonunda ne anlatmak istediğimi iyi anlayacaksınız.

1- Aziz Valentine Öyküsü

Aziz Valentine’ın öyküsü III. Yüzyıl’dan gelir. O dönemde Roma tahtında İmparator II. Claudius vardı, “Zalim” adıyla tanımlanan Claudius aşırı savaş ve askerlik tutkunuydu, her yetişmiş erkeğin muhakkak asker olmasını istiyor ve kimseye göz açtırmıyordu.

 2.cladius
Öylesine ileri gitmişti ki, askerliğe engel oluyor düşüncesiyle evlenmeyi dahi yasakladı. Gençler şaşkındı, kimse sevdiği ile beraber olamıyor, Roma kenti sayısı gittikçe artan ve uzak ülkelerde ölen sevgililerinin ardından ağlayan kadınlar ve kızlarla dolmuştu. Kısacası aşk yasaklanmıştı.  Düşünün Twitter’ın yasaklandığı bir ülkede Aşk’ında yasaklandığını.

Bu sıralarda İmparator tüm Romalılar’ın 12 tanrıya tapmalarını aksi şekilde davrananların ve özellikle de Hristiyanlar’la ilişkiye girenlerin ölümle cezalandırılacaklarını emretti.

Bu emre uymayanların arasında Aziz olarak kabul edilen filozof Valentinus’da vardı, gezerek dinsel vaazlar veriyor ve İmparator’un hatalı olduğunu anlatıyordu. Sonunda yakalandı ve hapse atıldı. Valentinus’un hapiste olduğu günlerde yaşananlar efsaneye dönüşerek günümüze kadar ulaşmıştır.

Hapishaneyi korumakla görevli gardiyanın kız kardeşi Julia’nın gözleri doğuştan görmemektedir, gardiyan Valentinus’un anlattığı İsa ilgili öykülerin arasında körlerin gözlerinin açıldığını öğrenince, kardeşini gizlice Valentinus’un yanına getirir. Julia çok güzel ve zeki bir kızdır. Günlerce beraber olurlar, Valentinus ona Roma tarihini, doğanın yapısını, aritmetiği ve Tanrı’ya yönelmeyi öğretir. Julia, dünyayı Valentinus’un anlattıklarıyla görür, onun bilgeliği ile aydınlanır, güçlenir ve teselli bulur.

Bir gün sorar;
– “Valentinus, Tanrı gerçekten dualarımızı duyar mı?”
Aziz gülümser;
– “Evet, her birini.”
Julia;
– “Her sabah ve her gece ne için dua ettiğimi biliyor musun? Görebilmek için dua ediyorum, senin bana anlattıklarını görmeyi çok istiyorum.”,
Valentinus;
– “Tanrı bizim için en iyi olanı yapar, yeter ki buna inanalım.”
Julia, yere diz çöker ve;
– “Böylesine inanmak istiyorum, yardım et.”
Beraberce duaya başlarlar. Birden hücrenin içerisi altın renkli bir ışıkla aydınlanır ve Julia haykırır;
– “Valentinus, görüyorum, görüyorum.”

Valentinus duaya devam etmesini söyler. Ertesi gün Valentinus’un ölüm emri gelir, Aziz Julia’ya son bir not yazar, Tanrı’ya hep yakın olmasını öğütler ve notun altını “Senin Valentine’ından” diye imzalar. Mektup, ertesi gün Julia’ya ulaşır, o günün tarihi 14 Şubat 270’dir. Valentinus, sonradan Papa I. Julius tarafından “Porta Valentini” adı verilen bir kemer kapısının altına gömülür. (Şimdi orada yani Roma’da Praxedes Kilisesi vardır.)

Julia, mezarın yanına pembe çiçekler açan bir badem ağacı diker. Günümüzde sevginin ve dostluğun simgesinin badem ağacı olması buradan kaynaklanır. Valentin’in ölüm günü, böylece Sevgililer Günü olmuş. Yıllar geçtikçe yavaş yavaş Şubat 14 sevgililerin, aşıkların birbirlerine aşk mesajları yolladığı bir gün haline geldi. Bununla paralel olarak Aziz Valentine de bütün sevenlerin koruyucu azizi haline gelip böyle anılmaya başlandı. Sevgililer Günü, 1800’lü yıllarda Amerika’da Esther Howland’ın ilk Sevgililer Günü kartını yollamasından bu yana daha çok sayıda insanın kutladığı toplumsal bir olay haline geldi. Bunun doğal sonucu olarak olayın ticari yönü tüm dünyada oldukça çok gelişti. Bayram havaları ve kutlamalar ile 14 Şubat sevgiliyi anma ve ilişkiyi ödüllendirme günü haline geldi.

2- Lupercalia Bayramı

Ekran Resmi 2015-01-03 03.10.06

Eski Roma’da 14 Şubat günü bütün Roma halkı için önemli bir gündü. Çünkü bu günde Roma’da, tanrı ve tanrıçalarının kraliçesi olan Juno’ya duyulan saygıdan ötürü tatil yapılırdı. Juno ayrıca, Roma halkı tarafından kadınlık ve evlilik tanrıçası olarak da biliniyordu. Bu günü takip eden 15 Şubat gününde ise Lupercalia Bayramı başlıyordu. Bu bayram halkın genç nüfusu için büyük önem taşıyordu. Bunun nedeni ise yaşantıları kesin kurallar ile sınırlandırılmış, bunun doğal sonucu olarak birliktelik yaşama şansı olmayan bu gençler, sadece bu bayram süresince bile olsa birbirlerinin partneri oluyorlardı. Hangi genç bayanın, hangi genç erkek ile bir çift oluşturacağı eski bir gelenek olan ve Lupercalia Bayramı’nın arife günü yapılan bir çekiliş ile belli oluyordu. Romalı genç kızlar isimlerini küçük kağıt parçalarının üzerine yazıp bir kavanoza koyuyorlardı. Genç Romalı erkekler ise kavanozdan bu kağıtları çekerek, üzerinde hangi kızın ismi yazıyorsa, o kızla bayram eğlenceleri boyunca beraber oluyorlardı. Bu birliktelikler birbirine aşık olan çiftler için bayram süresinin dışına taşıp genellikle evlilikle sonlanıyordu.

İmparator 2. Claudius, Roma’yı kendi katı kuralları ile zalimce yöneten bir hükümdardı. Onun için en büyük problem, ordusunda savaşacak asker bulamamaktı. Ona göre bu durumun tek sebebi Romalı erkeklerin aşklarını ve ailelerini bırakmak istememeleriydi. İşte bu yüzden Roma’daki tüm nişan ve evlilikleri kaldırdı.

Aziz Valentine de, Claudius’un hükümdarlığı zamanında Roma’da yaşayan bir papazdı. Kendisi gibi papaz olan Aziz Marius ile birlikte Claudius’un yasağına rağmen gizlice çiftleri evlendirmeye devam etti. Ancak imparator bu durumu bir süre sonra öğrendi. Aziz Valentine insanları evlendirmeye devam ettiği için tutuklandı ve yaptıklarının cezası olarak sopa ile dövülerek öldürüldü. Milattan sonra 270 yılının 14 Şubat gününde Hristiyan şehitliğine gömüldü. O gün bugündür, her yılın 14 Şubat’ı Sevgililer Günü olarak kutlanmaya devam ediyor.

Nasıl hikayeler ama?  Aşk, sevgi, bağlılık, ihtiras ve gizem.

Yeryüzünde bir kadın ve bir erkeğin (Araştırmalara göre Türk erkeklerinin dörtte birinden fazlası ve Türk kadınlarının yüzde 11’i partnerlerine karşı sadık değil) birbirine duyduğu sevgi ve duygu var olduğu sürece 14 şubat kutlanmaya devam edecek.

Anlatılan bu tarihi hikayelerin efsanevi geçerliliği tartışmaya açık olsa da hikaye anlatma sanatı ve bu hikayeye kitleleri de dahil etmek büyük bir elzemi oluşturuyor.

Ekran Resmi 2015-01-04 15.50.01

İletişimde aslında bir hikaye anlatma sanatı olduğundan, hikaye markaların hedef kitleleriyle aralarında iletişim kurması açısından çok önemli bir değer taşıyor. Hikayeler sayesinde marka, hedef kitlenin aklında kalıyor ve böylece markayı ikinci kez duyduğunda tanıdıkları bir markaya dönüşüyor. Hatta zamanla o markalar kitleler için birer ‘Lovemark’ haline bile gelebiliyor.

Neden sizin markanız da 14 şubat sevgililer günü hikayeleri gibi hep konuşulmasın? Ya da dünyaca ünlü ‘Mona Lisa’ ve ‘The Scream’ tabloları gibi asırlardır hep konuşulan hatta üstüne caps’ler, iletişim ve gerçek zamanlı pazarlama çalışmaları yapılan yüksek algı ve bilinirlik popülaritesinde yer almasın? Buradaki ortak nokta şu: Hepsinin konuştuğu ve konuşturduğu birer hikayesi var.

Gizem, ihtimaller, bağlılık ve etkileşim. Yukarıda anlattığım hikayelerde de bunlar var. Yıllardır hatta asırlardır kitleleri peşinden sürükleyerek bu hikayelerin varlıkları yaşatılıyor. Düşünün 14 Şubat’ın elle tutulur gözle görülür hiç bir yanı yok. Sadece tarihte yaşanmış efsanevi hikayelerin asırlar sonra nasıl bu noktalara getirildiğini yaşıyoruz.

Ekran Resmi 2015-01-04 16.30.58

İyi hikayeler ilham verir, kelimeler sürükler, merak uyandırır ve etkileşime davet eder. Binlerce yıllık insanlığın bir parçası olan bu hikayeler; gizem ve ihtimaller ile doludurlar.

Markaların hikayeleri de bu hikayelerde olduğu gibi aynı sırları paylaşır. Kelimelerin gücü hikaye ile birleşip tüketicinin gıdıklandığı yere dokunduğu zaman hikayeniz başlıyor. Burada karşılaşılan zorluk ise yeni ve farklı şeyler üretmektir.

İnsanların hissedebileceği bir hikaye anlatıp ve onları bu hikayenin bir parçası haline getirmek, kitlelerin markanıza karşı olan sevgisini her gün yaşatabilir.

 Formül:  

Ekran Resmi 2015-02-01 17.59.12

 

Bu yazı Sosyal Medya Kulübü Şubat 2015 sayısında yayınlanmıştır.

 

Bir önceki yazım olan Kişiselleştirilmiş mobil uygulamalar başlıklı makalem mobil, mobil deneyim ve mobil pazarlama hakkında bilgiler verilmektedir.

Website Comments

  1. Serkan Dinç
    Cevapla

    konu ile ilgili olarak çok farklı bir yorum yapmak isitiyorum. Çok alakasız olduğunu biliyorum ama yapmadan duramayacağım 🙂 Fark ettimde Roma hristiyanlaştıktan sonra anlaşılıyor ki o zamanlar hak olan hristiyanlık dini yozlaşmaya yani batıllaşmaya başlamış. Roma hala kabbalist rejimin altında kalırken insanların aklını yıkamak için dini seçmişler ve bu şekilde kendilerinibüyük görenler insanlığa hakimiyetlerini kabul ettirmeye devam ettirmişler. Şimdi düşündümde hiçde alakasız değilmiş yorumum. Necmettin Erbakan’ın gizli dünya devletleri adlı kitabını okuduktan sonra bunu pazarlamacı gözüyle tekrar değerlendirmeye alsak bunlar gibi bir çok hikaye ve pazarlama tekniklerinin ortaya çıkacağına şimdi daha çok eminim. Saygılar…

    • serkaneskalen
      Cevapla

      Dediğiniz gibi bir çok pazarlama hikayesi bu alanda çıkabilir. Ben 14 Şubat açısından ele almak istedim. Yorumunuz için teşekkür ederim.

Post a comment