Kullanım zaman ve yer bağımsız hale geldikçe buna uygun deneyim sunan uygulamaların önemi gün geçtikçe artıyor. Markalar insanlarla en doğal şekilde iletişim kurabilmek adına yepyeni fırsatlar sunmaya çalışıyor.

İnternetin ortaya çıkmasından itibaren arama ve internet trafiği kontrolü, birçok kişinin odak noktası oldu. Tüketicilerin bilgi keşfetme ve kullanma şekilleri, mobil cihazların kullanımı ile birlikte önemli ölçüde değişti.

Kullanıcılar artık daha özel bir deneyim yaşamak istiyorlar. Bu ihtiyacın en büyük nedeni ise, uygulamaların artan yaygınlığı gösterilebilir.

Mashable’ın kaynağına göre akıllı telefon kullanıcıları ortalama 26 uygulama kullanıyor. Keza benim şahsi telefonumda bile mobil uygulamaların sayısı bundan da çok J  Ücretli uygulamaları en çok kullanan ülkeler arasında başı Japonya çekiyor. Ardından Avustralya geliyor. Ücretsiz uygulamalarda ise Güney Kore bu konuda liderliğini sürdürüyor ardından ise İsviçre geliyor. Özellikle uzak doğu halkının ücretli ve ücretsiz uygulamalara karşı merakları dur durak bilmiyor.

Sosyal ağların ve oyunların ötesinde hemen hemen her büyük markanın kendi özel uygulamasını yarattığını görüyoruz. Akıllı telefon uygulamaları, eğlence, alışveriş, araştırma ve üretkenlik için giderek güçlü araçlar haline geliyor.

Doğası gereği uygulamalar, aslında kapalı bir kutu. Amaç, kullancıyı mümkün olduğundan uzun bir süre boyunca aynı uygulamada tutmak. Buna istinaden, internetteki kullanıcılar masaüstündeki sekmeler ve sörf sayfaları arasında geçiş yapma özgürlüğüne sahip oluyorlar. İşin sihri kullanıcıyı o uygulamada tutabilmek ve vazgeçilmek olmasını sağlayabilmek. Örnek: WhatsApp

Kişiselleştirilmiş uygulamalar, kullanıcıların özellikle kendi gereksinimlerine göre uyarlanmış ve bireyselleştirilmiş mobil deneyimleri yaratmasına izin verirken bir yandan da popülerliğini artırıyor. Bununla birlikte reklamverenler ve yayıncılar, tüketicilere ulaşmanın yeni, yüksek oranlar hedefli bir yoluna sahip olmuş oluyorlar.

Web tarayıcı ve arama motoronun masaüstünde olduğu gibi mobil deneyimin merkezinde olması gerekmiyor. Akıllı telefon kullanıcıları, cihazlarının gün içinde farklı lokasyon, an ve bağlamlarda onlara önemli bilgileri gelmesini bekliyorlar veya uygulamalar içerisinde bilgi arıyorlar ve yalnızca belli belirsiz tanımlanmış tüketici segmenti veya hedef kitlesinin üyeleri olarak değil bireyler olarak bu uygulamaları kullandıkça onlarla ilgili içeriğe ulaşmayı bekliyorlar. Bu da kullanıcı deneyiminin aynı hızla otobanda giden bir ara gibi aerodinamik şekilde tasarlanması gerektiğini bize gösteriyor. Kullanıcı tüm hızıyla günü yaşarken kolaylıkla içeriğine ulaşabildiği uygulamaları tercih ediyor. Özellikle sosyal uygulamalarda harcanan zaman, mobilde masaüstüne göre çok daha yüksek bir oranda.

Herhangi bir zamanda, herhangi bir yerde bilgilere  güvenebilmek ve düzinelerce uygulamayı avuç içinde tutabilmek, içerik keşfini ve aramasını doğası gereği kişisel hale getiriyor. Bu geliştiricilerin ve pazarlamacıların tüketicilere ulaşmasına yönelik tamemen yeni fırsatlar yaratıyor.

Genel olarak hem kişiselleştirilmiş reklamalarda hem de mobil reklamlardaki harcamalar, konum bazlı reklamlar, uygulama tanıtımları, zengin medya ve mobil video reklamları gibi kısıtlı mobil ekranda en iyi şekilde çalışan daha yeni formatlara geldikçe hızla artacak.

Uygulamalarda kişiselleştirme markalar için de büyük önem arz ediyor. Markalar artık teknolojinin de gelişmesiyle reklam bütçelerini boşa harcamak istemiyorlar ve en doğru kişilere en doğru zamanda ulaşmak istiyorlar.

Örneğin, bir kullanıcıya kolay bir şekilde güneşli hava durumu ile ilgili bilgiler servis edilebilir, pazarlamacılar aynı kullanıcıya yerel güneş gözlüğü mağazasına ilişkin bir reklam sunmak için kişiselleştirme uygulamalarından toplanan bağlamsal ve davranışsal verileri kullanabilirler.

Ancak mobilin reklam harcamalarındaki payı, halen cihazlarda harcanan zamanın önemli ölçüde gerisinde kalıyor. Bunda henüz hiç kimsenin, küçük mobil ekranlarda hangi reklam formatlarının gerçekten işe yaracağını tam olarak çözememiş olmasının payı büyük.

Kişiselleştirme, mobil reklam harcamasına karşı mobil kullanımdaki boşluğu daraltılmasına yardımcı olabilir. Kullanıcılara en etkili içeriği sunmak için pazarlamacılar kişiselleştirme servisleri aracılığıyla sunulan verileri ve servisleri etkin bir şekilde kullanabilirse, reklamların verimliliği büyük ölçüde artacaktır.

Bu yazı Sosyal Medya Kulübü dergisinde yayınlanmıştır.

Abone olmak ve okumak için: http://bit.ly/1r0I5VB

Ekran Resmi 2014-08-07 15.39.56

 

 

Bir önceki yazım olan Sosyal medya tutumları [Güncel Araştırma] başlıklı makalem Ad Age, araştırma ve digital hakkında bilgiler verilmektedir.