X,Y ve Z kuşağı binom binom bölünsede kuşak farklılığı olmadan tüketim penetrasyon yaygınlığı yediden yetmişe büyük bir kolezyum gerçekleştiriyor. Ama birşey var ki bu zamanda 0-10 yaş arası çocuklar yani Z kuşağına yönelik çalışmalar hallice büyük nüfus etkisi yaratıyor.

Türkiye nüfusunun yaklaşık yüzde %30’unu 0-17 yaş grubu oluşturuyor. Bu yüksek oran son yıllarda en çok pazarlamacıların ve reklamcıların dikkatini çekiyor. Zira son dönemde, çocuklara yönelik pazarlama faaliyetlerinde önemli bir artış gözleniyor. Bu artışa yönelik üç temel etken olduğundan söz ediliyor. Bunlardan ilki çocukların harçlıklarının ve harcama özgürlüklerinin artmasıyken ikinci önemli etken günümüz çocuklarının geleceğin pazarını oluşturacak olmaları. Üçüncü etken ise çocukların geçmişe göre ailelerinin satın alma kararları üstündeki baskın roller. Başka bir deyişle çocuklar da yetişkinler kadar, hatta bazı kategorilerde yetişkinlerden daha çok pazarlamanın hedefi halindeler.

Bunun yanı sıra anakolu çağı öncesi, çocuklar 5 bin saat televizyon seyrettiği bilinirken ilkokuldan mezun olduklarında ise çocukların ortalama 22 bin saat televizyon seyretmiş oldukları yapılan araştırmalara ortaya konuluyor. Durum böyle olunca markalar çocuklara ulaşmak için her yıl televizyon, dergi ve internet reklamlarına, ürün yerleştirmelere, promosyonlara ve ambalaj tasarımlarına milyonlarca dolar harcıyor.

Yayınlanan istatisliklere göre Amerika’da 1980’de 34 milyon olan 4-12 yaş arası çocuk nüfusu, 1998’de 36 milyona ulaşmış. Çocuk pazarının ise çeşitli sosyal ve ekonomik  güçlerin etkisiyle nüfusun artışından daha fazla büyüdüğü belirtiliyor.

Kids marketing dünyasını daha iyi anlamak adına belki de bu alanda tek yetkin isim olan Texas A&M Üniversitesi Profesör Jamse U.McNeal’in çalışmalarına bir göz atmak gerekiyor. Çocuk pazarı, ‘kids marketing’ üzerinde 1960’lı yılların başından beri Texas A&M Üniversitesin’de araştırmalarını sürdüren Profesör James U.McNeal’in çalışmarına göre çocuklar, cüzdanlarındaki paranın yüzde 32’sini yiyecek-içeceğe, yüzde 28’ini çeşitli oyuncuklara yüzde 16’sını giyim kuşama, yüzde 9’unu sinema ve spor gibi faaliyetlere, yüzde 5’ini video oyun salonlarına kalan yüzde 10’unu ise diğer ihtiyaçlarına harcıyor. Ayrıca minikler ebeveynleri tarafından yapılan harcamaların 10 katı büyüklüğündeki harcamayı  yönlendiriyor. McNeal’in bu saptamaları, sadece ABD’yi kapsamıyor. Çünkü bilinen deyişle çocuk dünyanın her yerinde çocuk. Dolayısıyla McNeal’in araştırmasından çıkan sonuçları genellemek ve farklılıklar olsa da, tüm dünya çocuklarını bir anda yorumlamak mümkün.

z_generation

Bu hızlı gelişmeden faydalanarak, pazarda kendilerini doğru konumlamak isteyen markaların, çocuk pazarına ilişkin doğru pazarlama stratejileri geliştirmeleri ve bir an evvel bu stratejileri pratiğe dökmeleri şart gibi duruyor.

Ortak amaç tabii ki  tüketici jenerasyonu yaratmak ve sürdürmek. Bunun yanı sıra markalar çocuklara mümkün olduğunca erken ulaşmak istiyor. Örneğin Bebekler daha 6 aylıkken logoları tanıyabiliyor, 2 yaşından itibaren ise marka sadakati geliştirebiliyor. Bunun yanı sıra Amerika’da yapılan bir araştırmaya göre 3 yaşından küçük çocukların üçte biri, 6 yaşındakilerin tümü Camel logosunu tanımlayabiliyor. Ancak 6 yaşında bir çocuk için Camel logosuyla Mickey Mouse arasından bir fark yok. Bu nedenle birçok ülke çocuklara yönelik reklamlara kısıtlamalar getiriyor. Çünkü kimi reklamların çocuklar üzerinde olumsuz etkiler bıraktığına ilişkin birçok veri bulunuyor. Kimi global marka yeni düzenlemelerle reklamlarında artık sadece 12 yaş sonrasını hedefliyor. 12 yaştan küçük çocukların reytinglerinlerin yüzde 50’sinden fazlasını oluşturduğu medyalarda yayın yapmıyor.

Çocukların diğer tüm segmentlere nazaran çok daha büyük bir pazarı temsil etmesi bugüne kadar birçok markanın ilgisini çekmiş durumda. Özetle Z kuşağına yönelik çalışmalar kayda değer bir nitelik taşıyor.

Genellikle Türk aile yapısında çocuk doğduğu andan itibaren ailenin karar alma mekanizmasına yön veriyor. Ama artık Türkiye’de çocuk alieye yön veriyor diyebiliriz. Hükmediş algısı değişti. Örneğin anne ve babanın aldığı şeyi çocuk giymiyor. Çocuk kendi seçtiği ve sevdiği şeyi giymeyi ve aldırmayı seviyor. Özellikle 2000 yılı sonrası doğan Z kuşağı dediğimiz çocuklarda bu durum oldukça yaygın. Bu çocuklar dijital çocuklardır diyebiliriz. Kanlarında ‘’010101’’ binom serileri ve gözlerinde pixel parıltıları olan çocuklar..

 

serkan (2) - Kopya

Bu yazı Sosyal medya kulübü dergisinde yayınlanmıştır.

 

Bir önceki yazım olan Native advertising başlıklı makalem ad, advertising ve banner hakkında bilgiler verilmektedir.