Video içeriklerin yükselişte olduğu bu dönemde video pazarlama da hem bir trend olarak değer kazandırıyor hem de gün geçtikçe markalar için daha önemli hale geliyor.
Video içeriklerle pazarlamayı tercih eden markalar ürünlerini etkili şekilde tanıtabiliyor, marka bilinirliğini sağlayabiliyor, markanın internet sitesinin ve blog sayfasının trafiğini artırabiliyor, indirim kampanyalarını duyurup takipçi ve üye sayılarını da artırabiliyor. Popüler sosyal ağların videoya yönelik yatırımları ile YouTube ve alternatif video sitelerinde tüketici nezdinde sürekli artan ilgi video pazarlamayı markaların sosyal medya ve dijital kanallardaki iletişim stratejilerinde ilk sıraya çıkarmış durumda.

 

Videonun beğenilmesi yeterli değil!
Online video ile video pazarlamaya başlayan markaların amacı sadece beğenilmek olmamalı. İyi bir senaryo ve kurgu ile yüksek tıklanma sayılarına ulaşmak mümkün. Ayrıca videonun tıklanmadan önce gösterilen küçük resmin doğru seçilmesi de gerekli.
Video yayınından önce videonun son hali defalarca izlenmeli, farklı departmanlardan görüş istenmeli ve mümkünse test gruplarından geri dönüş alınmalı. Reklamın hedefine ulaşıp ulaşmadığı da mutlaka denetlenmeli ve raporlanmalı. Videolar kurumun ve markanın yapısına uygun olmalı.

 

İlk 10 saniye çok önemli!
Video içeriklerle tüketicinin ilgisini çekmek, videonun sonuna kadar izlenmesini sağlamak ve başarıya ulaşmak için yaratılan içeriğin ilk 10 saniyesi çok önemli. İzleyici ilk 10 saniyede yakalamayan her video izlenmeden kapatılmaya mahkum. Çünkü kullanıcıyı bir televizyon reklamı yaparmışcasına saniyeler içinde etkilemeniz gerekmekte. Bilgilendirici videolar bile en fazla 90 saniye olmalıdır. İzleyicinin dikkatini ayakta tutmak oldukça zordur. Markalar video pazarlama stratejilerini belirlerken birlikte çalıştıkları prodüksiyon ve post-prodüksiyon ekiplerini bu konuda yönlendirmeyi ihmal etmemeli.

 

Mesaj karmaşası olmamalı!
Markalar hazırladıkları maksimum 90 saniyelik video içeriklerinde mesaj karmaşası yaratmadan, izleyicilere tek mesaj vermeye odaklanmalı. Eğer markanın video içeriğini izleyen kişinin aklında belli bir mesaj kalmıyorsa video zaten başarısız olmuş demektir. Yani birden fazla mesaj vermeye çalışmak, hiçbir mesajı tam olarak iletememek anlamına gelebilir.

 

Call to action olmalı!
Marka bir video yarattı ve istediği kadar izlenme oranına ulaştı diyelim. Eğer bu izlenme başarısı ürün satışlarına yansımıyorsa videoda call to action eksikliği olabilir. Markalar hazırladıkları video içerikte ürün tanıtımı yapıyorsa ürüne ait mikro site linki verebilir, kurumsal iletişimlerini güçlendirmek istiyorlarsa basın bültenlerine yönlendirme yapabilir. Call to action sayesinde hem markanın video içeriği hareketlenmiş olur hem de izlenmenin dışında başka bir faktörün ölçümlenmesi imkanı doğar.

 

Videolar SEO çalışmasıyla desteklenmeli
Google kaliteli video içeriği destekliyor ve güncellenen algoritmasıyla arama sonuçlarında da bunu dikkate alıyor. Bu nedenle markalar video içeriklerini SEO ile desteklerse aldıkları geri dönüşü artırmaları mümkün. İyi bir video SEO çalışmasıda en az videonun kendisi kadar değerli. Çünkü milyonlarda YouTube videosu arasından ayrılmak ve sitenizin trafiğini artırmak ancak bu teknikler ile mümkün.

 

Yaratıcı ekip
Video içeriğin artan önemine paralel olarak rekabet de artıyor. Artık çoğu şirket kaliteli, müşterisini bilgilendiren, fark yaratan videolar üretmek istiyor. Bu nedenle eğer markanın amacı viral bir etki yaratmaksa mutlaka yaratıcı bir ekiple çalışılmalı.

 

Son olarak online video prodüksiyonunun ciddi bir iş olduğu unutulmamalı. Geniş kitlelere ulaşması hedeflenen videolarda, videonun uzunluğuna, call to action içermesine ve markanın kimliğini yansıtmasına özellikle dikkat edilmeli.

 

Kaynak: Digital Age

Bir önceki yazım olan E-Posta Pazarlaması başlıklı makalem content, e-mail ve e-posta hakkında bilgiler verilmektedir.

Website Comments

Post a comment